Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Demokrasi Tanımı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Demokrasi Tanımı Bir Cuma Ağus. 21, 2009 12:26 am

TueLonce

avatar
Scholars Araştırma Ekibi
Scholars Araştırma Ekibi
Jean -François Kervégan

Çeviri: İsmail Yerguz.

Siyaset Felsefesi Sözlüğü

İletişim Yayınları



Bu sözcük M.Ö. V. yüzyılda Grek dilinde özel bir site örgütlenmesini belirtmek amacıyla kullanılmaya başlamıştır. Kullanımı ve anlamı XIX. yüzyıldan beri büyük bir gelişme gösterir ve bu gelişmenin ölçüsü günümüzdeki devletlerin hemen tümünün kendilerini demokratik devletler olarak ilan etmeleridir. Ama bu yayılmaya bir statü değişikliği de eşlik eder: demokrasi artık herhangi bir rejim değildir ve her türlü siyasal rejimin alanı olmuştur adeta. Demokrasinin kuralcı bir ideallik statüsünü alması olgusunun nedeni bu kavramın artık tanımlanmış kurumlardan çok bir değerler bütününe denk düşmesidir: insan hakları. Dolayısıyla bu kavram, farklı kullanımlarının da gösterdiği gibi artık tamamen siyasal düzenle ilgili bir kavram değildir ve çok farklı siyasal projelerin ortak ve belki de biraz kapalı ve anlaşılmaz referansı olmuştur.



Antik demokrasi

Demokrasi yani demos sözcüğünün çok erken dönemde (gerçek siyasal topluluk ama aynı zamanda yoksul halk) aldığı ikili anlamlı “halk iktidarı” Yunanistan’da M.Ö. VI. yüzyıl sonundan itibaren gelişmiş ve V. yüzyılda kabul ettirmiştir kendini; geleneksel, aristokratik ve kabilelere özgü bir düzen bunalımının yanıtı olmuştur.



Atina’da “demokrasiyle birlikte gelişen” site (Aristoteles, Atina Anayasası, XXIII, 19), Solon reformları (6M.Ö. 595’e doğru) IV. yüzyıl yazarlarının daha sonra ortaya çıkan çok radikal düzenlere karşıt gördükleri “geleneksel demokrasi”nin yolunu açmıştır (Aristoteles, Politika, II, 12,2 ve V 5, 10; Isokrates, Areopagitika, s. 16 ve devamı). Bu reformlar, geleneksel kurumları düzenleyerek ve geniş yetkilerle donatılmış iktidarlara Dörtyüzler meclisini sokarak hem o döneme kadar kolektif yazgıyı tamamen elinde tutan aristokrasinin hem de o dönemde özellikle küçük çiftçilerden (siyasal alandan dışlanmış zanaatkarlar ve işçilerden) oluşan “halk” denen bu yeni siyasal aktörün kabul edeceği bir rejimi tanımlamayı amaçlıyordu.



Ama bunlar son derece farklı bir değişiklik getirmişlerdir: bu değişiklik, en ünlüsü Perikles olan V. yüzyılın büyük demokrat siyasetçilerinin etkinlikleri sayesinde kabul edildiyse de kurumsal kadrosu Klisthenes reformlarıyla (6M.Ö.507) belirlenmiştir. Bunlar aristokratik eunomia idealini izonomi’yle doldurmuşlar ve sadece sivil eşitlik değil özellikle bütün yurttaşların siyasal eşitliğini de getirmişlerdir.



O döneme kadar egemen olan gentilices yapılarının yerine yurttaşların belli coğrafi birimlere (demes, trittyes ve kabileler) göre dağılımını getiren Klisthenes yeni bir siyasal insan vizyonu yaratmıştır. Onun reformu site hukukunu gerekli formaliteleri yerine getirmiş tüm yerliler arasında yaygınlaştırmakla kalmıyor belli bir istikrar kazanmış ve özel kuralları olan bir kamusal alan getiriyordu. Aynı zamanda; dinsel yapılarıyla siyasal yaşamları ve aristokratik Areopagos’un merkezi olan Agora temsil eder bu düşünceyi (H. Arendt, La Condition de l’homme moderne, s. 66 ve dev.; J.P. Vernant, Les Origines de la penste grecque, böl. 4).



Bundan böyle iktidar Solon’dan miras kalan Konseyi sadece sürekli, genişletilmiş bir komisyon işlevi gören ve yüksek devlet görevlilerini seçen Halk Meclisi’nin (Ecelesia) elindedir. Yurttaşların kurumlara, meclise, mahkemelere, yüksek devlet görevlerine katılımı yoğun ve etkilidir. Tarihte ilk kez kamusal alanda kişisel ve kolektif kimlik oluşmaktadır ve bu kimlik esas olarak aile ya da kabile kimlikleri değildir: demokrasinin doğuşu yeni bir birlikte yaşam biçiminin doğuşudur ve buna “siyasetin yaratılması” eşlik eder (C. Meier, Introduction à l’anthropologie politique de la Gréce antique, s. 7-27).






Demokrasi hiç kuşkusuz, zorbalık dönemleri de yaşayan ve oligarşi yanlılarının sürekli karşı çıktıkları partizan bir seçimdir. (Ps-Xenophon, Atinalıların Anayasası). Ama dayanağı, siyasal alanın Özerkliği ve üstünlüğü, sözün ve eylemin sahnesi (Demosthenes, Kherronesco Sorunları Üstüne, 72) rakiplerine bile kabul ettirmiştir kendini. Demokrasi polis’in özüdür ve Aristoteles’in bunu politeia yani “anayasal yönetim” ama aynı zamanda da kısaca “anayasa” olarak adlandırması sebepsiz değildir: sadece “nitelikli bir demokrat (Politika, VI, 4, 14), onu sadece bir hizibin iktidarı yapan partizanca özelliklerinden arındırılmış (Platon, Yasalar III, 832 c), öteki rejimler gibi bir rejim.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz