Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Bilimi Çaresiz Bırakan Çemberler..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Bilimi Çaresiz Bırakan Çemberler.. Bir Çarş. Ağus. 19, 2009 10:10 am

can0war

avatar
Scholars Araştırma Ekibi
Scholars Araştırma Ekibi
Yaşar İliksiz’in haberi

1970’lerin başlarında ilkel şekilleriyle görülmeye başlayan gizemli
daireler, öylesine büyük ilgi gördü ve infial uyandırdı ki, 1990’lara
gelindiğinde Çin ve Güney Afrika hariç hemen hemen dünyanın her yerinde
bu şekillere rastlandı. (Efsaneler daha sonra bu gizemli şekillerin ilk
ortaya çıkış tarihini1670’lere kadar indirmeyi başardı (!))

Sayıları
çığ gibi artan gizemli tahıl çemberlerinin sırrı üzerine geliştirilen
teori ve efsanelerin sayısı aynı hızla katlanarak günümüze kadar geldi.
Bu gizemli ve sırrının hâlâ çözülemediği iddia edilen çemberler, pek
çok filme ve romana konu olmaya devam ediyorlar.

Peki
gerçekten bu çemberlerin sırrı çözülemedi mi? İddia edildikleri gibi
olağanüstü, insan gücü ve zekasının ötesinde; cin, peri, şeytan ya da
uzaylıların işi miydi bu şekiller?
Cevabı; ve bu cevabın, basın ve yayın aleminde kendisine neden yer
bulamadığını en sona bırakıp, önce efsanenin ve İblisin gücünü görelim.


Çemberlerin bilimsel tarihi seyrine bir göz gezdirip, bilimsel
gerçekleri yalanlayan tarihi tezlere bir göz atalım ve son olarak
‘basının ve alternatif bilimcilerin hiç ciddiye almak istemedikleri o
basit çözümü görelim

SHYAMALAN’IN İŞARETLERİ

Son
olarak Hollywood'un zeki ve başarılı yönetmeni M. Night Shyamalan, bu
konuyu İşaretler filmine konu edindi. Zeki yönetmen, bu işaretlerin
arkasında uzaylı arayanları haklı çıkartırken, Kilise'nin beyaz perdeye
kurduğu hakimiyetin etkisi göz ardı etmeyerek, Hıristiyanların ağzına
da bir parmak bal çaldı.
İnançsız bir rahibi yeniden Tanrı ile buluşturan Shyamalan, bilimsel
gerçekleri bilen azınlık bir grup hariç herkesi memnun etmeyi başardı.
Altıncı His, Köy ve Ölümsüz filmleriyle Hollywood'un en dikkat
çekici yönetmenleri arasına gelen M. Night Shyamalan’ın filminde,
sıradan bir çiftçi olan Graham Hess'in (Mel Gibson) hayatı, bir gece
tarlasına yapılmış garip dev işaretlerden oluşan mesajla değişiyor,
Kardeşi Merrill (Joaquin Phoenix) ile birlikte gizemi araştıran Graham,
çok şaşırtıcı ve inanılmaz olayların içinde kalıyordu. Ölen bir kadının
geleceği kurtaracak olan kehanetleri, uzaylılardan korunma yöntemlerini
dile getiren ve gotik çağın şeytan kovma yöntemlerini anlatan
zırvalarından farkı olmayan resimli bir kitabın rehberliği, Kilisenin
Tanrısı’nın yüceliği ve kaderin tecellisinin, tıpkı gizemli tahıl
daireleri gibi şekiller gibi içe geçip armonik bir güzellik ortaya
çıkartması yönetmenin sanat gücünü ispata yetiyor.
Tabi yönetmen
sanatının gücüne, Hollywood’un asla taviz veremediği din sömürüsünü de
sos olarak katmayı ihmal etmeyerek zekasının gücüne, kilisenin hayır
duasının da ekliyor ve Hıristiyan kökenli mistik mesajlarla seyircinin
inanca saygı beklentisini ustaca karşılanıyordu.
Hollywood filmlerinde bilime saygının bir önemi yok, çünkü bilim
adamları halkı, Kilise gibi galeyana getirip filmin ticari başarısına
engel olacak güce henüz ulaşabilmiş değiller.
FİLM GİBİ BAŞLADI GERÇEK İŞARETLER EFSANESİ

Aslında dünya bilim tarihini uzun süre açmaza alan ve ‘ölümsüz
efsanelerin’ doğumuna yol açan gerçek olaylar zincirinin başlangıcı da
tıpkı Shyamalan’ın filmindeki gibiydi. Bir sabah tarlasında ekinlerinin
büyük bir kısmının ezilerek yan yatmış olduğunu gören bir çiftçinin
öfkesini yendikten sonra, tarlasında dev bir daire şeklinin oluştuğunu
fark etmesiyle başladı her şey.
Daha sonra gökyüzünde uçan pilotların şeklini en net
seçebildiği garip dairelerin ilkiydi bu. Görülen ilk daireyi fazla
insanın duyması mümkün olamadı. Sadece kasabada bir heyecan oluşturmaya
yetti. Ama ikinci, üçüncü ve daha sonra hiç sonu gelmezcesine devam
eden şekiller zinciri sadece kasabayı değil tüm dünyayı ayağa
kaldırmaya yetti. Ağustos 1981’de araştırmacı Pat Delgado, basın
organlarına, Winchester yakınlarındaki Cheesefoot Head’de bir mısır
tarlasında birtakım esrarengiz çemberlerin ortaya çıktığını bildirdi,
olay önce İngiltere’de ardından da tüm dünyada büyük yankı uyandırdı...


AMAÇ SIRRI ÇÖZMEK Mİ, GİZEMİ BÜYÜTMEK Mİ?
1990’larda Büyük Britanya’nın güneyindeki kırsal kesimler futbol
sahası büyüklüğünde dev ve garip şekillerle dolmuştu. Birbirine teğet,
eksenle bağlı, paralel kesilmiş acayip dairesel ve geometrik şekiller
istila etmişti adeta tüm dünyayı ve herkes bu dairelerin nasıl
oluştuğuna dair bir yanıt arıyordu. Gerçi daha sonra sır çözüldüğünde
anlaşılacaktı ki gerçekte aranan şey dairelerin nasıl oluştuğuna dair
bir yanıt değil, asla kanıtlanmaması istenen bir gizem oluşturup,
insanların doyumsuz merakını alabildiğince sömürebilmekti....
Bu gizemli şekiller ilk kez 1980’de, yerel İngiliz gazetesi
Wiltshire Times tarafından “Ekin (Tahıl) Çemberleri” olarak
adlandırıldı. Ekin çemberleri buğday, arpa, çavdar, yulaf, pirinç gibi
farklı ürünlerin yetiştiği tarlalarda ortaya çıktığı gibi, nadiren de
sebze ekili alanlarda, ağaçlık arazilerde, hatta kar üstünde bile
görülebiliyordu. Tahıl tarlalarında, genellikle ekinlerin olgunluğa
eriştikleri hasat aylarında daire mahsulleri verimli oluyordu.
Çemberler şekilden şekile farklılık gösteriyor ve çapları 5 ile 220
metre arasında değişiyordu. Büyüklerin uzunluğu 280 metreye
ulaşabilmekte ve yaklaşık 10.000 metrekarelik bir alanı
kaplayabilmektedirler.
TURİZM SEKTÖRÜ VE MEDYA İÇİN BULUNMAZ NİMET

Turistler
akın akın şekillerin bulunduğu bölgeye geliyor, ellerindeki kameralarla
hararetli şekiller çiziyorlardı. Kızıl ötesi dürbünlerle gece
tarlalarda nöbet bekleyenler dahi vardı. Dünyanın her yerinden yazılı
ve elektronik basın yayın organları şekillerin sorumlusunun kim
olduğuna dair haberlerle rayting ve tirajlarını artırıyorlardı.
Tarlalardaki şekillerin uzaylıların işi olduğunu iddia eden kitaplar
yok satıyordu.

KRALİYET AJANLARI GÖREV BAŞINDA

İngiltere
Meclisi de dairelerin doğurduğu krizden nasibini alıyordu. Kraliyet
ailesi konuyla ilgili özel araştırmalar başlatmıştı.

Savunma Bakanlığı'nın bilimsel danışmanı olan Lord Solly Zuckerman
konu hakkında bir rapor hazırladı ama elle tutulur, tatmin edici bir
açıklama yapması mümkün olamadı.
Kraliyet ailesine gelen bilgilere göre
Tapınak Şövalyeleri ve benzeri gizli topluluklarda işin işine
girmişlerdi. Olayda hayaletlerin hatta Satanistlerin
parmağı bile vardı!


İşin içinden çıkamayan İngiliz Savunma Bakanlığı gerçekleri bildiği halde açıklamamakla suçlanıyordu.
O günlerde birkaç biçimsiz şeklin bizzat ordu tarafından yapıldığı
iddiası üzerine medya yayın organları tarlalara hücum ediyordu.

MAGAZİN BASINI İŞE EL ATARSA...
Haberciler ordusu sahte şekillerinin sırrının peşinde iken, magazin
basını daha ileri bir adım attı. Daily Mirror en büyük rakibi olan
Daily Ekspres’i alt etmek için bir çiftçinin oğluna para vererek özel
tasarladığı beş adet daire yaptırdı. Ekspres ise yediği golü, daha
sonra hile ortaya çıkınca, ‘biz sahte daire yapmadık’ diye lehine
çevirmeyi ihmal etmedi.

“GİZEMCİ VE UFO BİLİMCİLERİN ZAFER ÇIĞLIĞI”
Wiltshire’ın Alton Barnes bölgesindeki Milk Hill’de ortaya çıkan ve
“Galaksi” adı verilen ekin çemberi oldukça özel bir işaretti. Bu
işaret, bir spiral içine kusursuz bir biçimde yerleştirilmiş 400
çemberden oluşuyordu. 450 metre uzunluğundaki şeklin içindeki
çemberlerin çapları, 30 cm ile 21 metre arasında değişikli arz
ediyordu.. 400 çemberden bazılarının çapı 20 metreyi geçtiği için, bu
şeklin bir gecede oluşturulabilmesi için her 30 saniyede bir tane
çember çizilmiş olması gerektiği hesaplanıyordu. Ki bu sürenin de
sadece düzleştirme için harcanacak zamana eşit olduğu ileri
sürülüyordu. Bu rakamlar oluşum sınırları zorlamaktaydı ve geleneksel
açıklamaların bu noktada yetersiz kalacağı ileri sürülüyordu. Yani işin
içinde insanlığın dışında bir parmak olduğu ‘kanıtlanıyordu’.
Hampshire’lı araştırmacı Karen Douglas “Bu işaret gerçekten müthiş.
Herkes, bu oluşumların aldatmaca olduğunu söyleyenler bile, bu seferki
çemberin muhteşemliğini inkar edemiyor. Muhteşem büyüklüğü ve
karmaşıklığı ile o diğerlerinden çok farklı. Daha önce de büyük ekin
çemberleri gözlemlenmişti fakat hiçbiri yüzlerce çemberden oluşmuyordu.
Bu oluşum insanları gerçekten de hayrete düşürdü.” diyerek ‘gizemci ve
Ufologların’ zaferini ilan ediyordu.
Yoksa gerçekten bazılarının iddia ettiği gibi bu şekiller gerçekten uzaylıların bıraktığı işaretler miydi?
“BİLİMİN ÇEMBERLE İMTİHANI”


Ekin çemberlerinin mükemmel geometrik tasarımları insanları,
bunların nasıl yapıldığını araştırmaya itiyordu. Bu esrarengiz
şekillerin nasıl oluştuğu hakkında sayısız teori üretilmiş olsa da
bunların pek azı ikna ediciydi. En doyurucu ve tatmin edici izahlar
‘akıl ötesini’ araştıran uzmanlardan (!) geliyordu. Çemberleri cinler,
şeytanlar ya da uzaylılar yapıyordu. Çünkü insan aklı bu çemberleri
yapamayacak kadar acizdi...

Olup
bitenlerin bizimle iletişim kurmaya çalışan ‘ötekilerin’ marifeti
olduğu fikri ağırlık kazanıyordu. Kimilerine göre cinlerin ve
şeytanların işiydi bu daireler. Hatta uçuk tezler öne sürüp dünyanın
kendisine yapılan işkencelerden bıkıp mesaj verdiğini öne sürenler dahi
çıktı. Ama genel kanı bizimle geometrik şekiller vasıtası ile iletişim
imkanı arayan uzaylıların işi olduğu yönündeydi.

Resmen bir
"tahıl daireleri" bilim dalı oluşmuştu. Rakip gruplar birbirinin
yöntemlerini sorguluyor, birbirlerini yetersizlikle suçluyor ve
birbirlerine gözdağı veren yorumlar yazıyorlardı. Bu esnada tespit
edilebilen tahıl dairelerin sayısı da bini aşmıştı.

Şekiller
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Bulgaristan, Macaristan, Japonya
ve Hollanda da görülüyor ve büyük tartışmalar doğurup, uzaylıların bizi
ziyaret ettiğine dair yorumlara hız kazandırıyordu.

Yapılan
tüm gözlemlere rağmen tarlalara bir tanecik olsun uçan daire indiğine
dair tek bir kanıt bulunamıyordu. Ama komplo teorisi uzmanları
‘Mars’taki yüz (bizde aydaki yüz olarak da bilinen görsel yanılsamanın
bir türevi) ile şekillerin bağlantısını kurabilecek kadar zeka
kıvılcımları ortaya sermeye devam ettiler...

MESAJIN DEVAMI AŞAĞIDADIR;

2 Geri: Bilimi Çaresiz Bırakan Çemberler.. Bir Çarş. Ağus. 19, 2009 10:10 am

can0war

avatar
Scholars Araştırma Ekibi
Scholars Araştırma Ekibi
BİLİM ADAMLARIYLA ALAY EDEN ÇEMBERLER
Bazı araştırmacılar ise, bilimsel metottan taviz vermiyor, meydanı
UFO bilimci, ‘ruhçu’ ve cincilere bırakmamak için akıl yürüterek
çemberlerin gizemini çözmeye çalışıyorlardı. Şekillerle ilgili
‘bilimsel temelli’ bir çok görüş öne sürüldü.
Kimileri ekin çemberlerinin oluşumunda anormal hava koşullarının
etkili olduğunu iddia etti, kimileri ise bu şekillerin belli bir alan
üzerinde yoğunlaşan alçak ses frekansları tarafından oluşturulmasının
mümkün olduğunu ileri sürdü.
Biraz bilimsel eğitime sahip olan meraklılar, tarlaları inceleyip,
hipotezler ortaya atarak, sadece bu konuya ayrılmış dergiler bile
çıkarttılar. Şekiller, ‘dikey burgaçlar’ adı verilen garip hortumların,
hatta daha da ilginç yapıdaki ‘halka burgaçların’ işi olabilirdi.

Japon
bilim adamları, olaya plazma fiziğinin yol açıp açmadığını
belirleyebilmek için laboratuar ortamında küçük ölçekli simülasyonlar
gerçekleştirmeyi bile ihmal etmediler.

Ancak,
her ne hikmetse bilimsel teoriler akılcı çözümler öne sürdükçe,
daireler de şekilsel değişiklikler gösteriyordu. Görünen oydu ki,
uzaylı, cin, iblis ya da her ne ise bu çemberlerin banileri bilimsel
araştırmaları sıkı takip ediyor ve bilim adamlarını madara etmeye
kararlı görünüyorlardı.
Yeni versiyon çemberler üzerinde meydana gelen değişiklikler,
meteorolojik ve elektriksel açıklamaların zorlama olduğu ortaya
çıkarıyor ve gizemini koruyan şekillerle ilgili efsaneler daha büyük
güç kazanarak, kulaktan kulağa yaygınlık kazanıyordu.
‘ALTERNATİF BİLİM’ EFSANELERİ

Bilim
adamlarının akıl ve mantıkla çözemediği bu oluşumlar, kendilerini
‘alternatif bilimciler’ olarak lanse eden, ‘cinci, falcı, ve uzaylı
bilimcilerin’ ekmeğine yağ sürüyordu.
Onlara göre, bu çemberler, “O kadar gelişmiş ve komplike tasarımlara
sahiplerdir ki, bu birdenbire beliren devasa ve kusursuz şekillerin
insan yapımı olabileceğini düşünmek imkansızdı. Bunun kanıtlanması
için, bu şekillerin bazıları kopya edilmeye çalışılmış, fakat küçük bir
daire bile düzgün yapılamamıştı.
Şekiller
zamanla daha da karmaşıklaşmış; DNA spiralini temsil eden şekillerden,
oldukça komplike matematiksel figürlere kadar uzanan bir çeşitlilik
göstermişti. Bu yüzden ekin çemberlerinin sahtekarlık ürünü olduğu
teorisi de bu şekillerin oluşumunu açıklamakta yetersiz kalmaktaydı. Bu
konuda en çok destek gören ve artık kabul edilmesi imkansız olan görüş;
bu şekillerin dünyamızı ziyaret eden insan dışı zeki varlıklar
tarafından yapıldığı görüşüydü ve insanlar buna iman etmeliydi. İnkarın
etmek inançsızlıktı...

Alternatif
bilimcilere göre, münkirler, UFO olaylarını örtbas etmeye çalışıyordu.
İstihbarat birimleri gerçeği halktan gizlemek için, kamuoyunu yanlış
yönlendiriyor ve bilgi kirliği oluşturuyordu. Tek amaçları bu
oluşumların insanlar tarafından sahtekarlık amaçlı yapıldıklarını kabul
ettirmekti....
Yani açıkça buyuruluyordu ki, ‘Ey ötekilere iman edenler, günün
birinde bu şekillerin insanlarca yapıldığı iddia edilebilir, aman
imanınızda o zaman bir sarsılma olmasın’

ÇEMBER UÇMAZ MÜRİT UÇURUR

Aşağıda
yer alan iddiaların hiç biri bilimsel olarak kanıtlanamadı ve polisiye
kayıtlarda yer almadı. Ama zaten bilim ‘gayba’ düşmandı ve gizli
istihbarat örgütleri de garip gerçekleri halktan gizlemeye
programlıydı. Dolayısıyla bu bilgiler polis katıtlarına yansımış olsa
bile silinmesi zordeğildi. Bu yüzden bilimin ve resmi makamların bu
olayları reddetmesi bile, aslında bu olayların gerçekliğinin temel
kanıtı idi (!). Bu kanıt göstermeye gerek duymama özgürlüğü nedeniyle
iddialar, kendisine rahat pazar buluyor ve günden güne inananı
artıyordu.(Bu taktiğin, bölgemizde cin çıkartan hoca ve ermiş(!)
kadınlarca, bilim ve din alimlerine karşı aynen kullanılıtor olması
da ayrıca dikkate değerdir
)
VE İŞTE ÇEMBERLERİN GİZLEDİĞİ SIRLAR!

“Çatal
çubuklarla su arayanlar dairelerde ‘orgon enerjisi’ buldular ve bunu
yapan varlıklar ile telepatik iletişim kurulabileceğini savundular”

“Ekin
çemberlerinin içine giren kişiler, buradayken ya da buradan çıktıktan
sonra farklı hisler duyduklarını bildirmişlerdir. Bu kişiler,
çemberlerin içindeyken aşırı baş dönmesi ve mide bulantısı
yaşadıklarını söylerler. Hatta bazıları bu deneyimin ayaklarını yerden
kestiğini söylemektedir. Yeni yüzyıl insanları, ekin çemberlerinin
içindeyken kendilerinde iyileştirici güçler hissettiklerini iddia
etmektedirler”
“Ekin çemberleri sadece insanları değil hayvanları da
etkilemektedir; yakın çiftliklerdeki büyükbaş hayvanlar çemberlerin
ortaya çıkmasından saatler önce hırçınlaşmaya ve sinirli hareketler
yapmaya başlamaktadırlar”
“Çemberler, aynı zamanda çevrelerindeki
elektronik aletlerin bozulmasına neden olmaktadırlar. Çemberlerin
üzerinde uçan uçakların içindeki elektronik donanımlar zaman zaman
arızalanmaktadır”
“Çemberler, ortaya çıktıkları alanı tümüyle etkilemektedir; bir
çemberin içindeki ve çevresindeki ekinlerin manyetik yapısı ve yaydığı
enerji değişmekte, ürünlerin kromozomları ciddi dönüşümlere
uğramaktadır”
“Manyetik alan değişimleri dolayısıyla bölgede pusulalar
çalışmamaktadır. Çemberlerin ortaya çıktığı gecenin sabahı araba
aküleri arızalanmakta, Geiger sayaçları bölgede oldukça yüksek
oranlarda radyasyon belirlemekte, voltmetreler yüksek seviyede enerji
oluşumu tespit etmektedirler. Bu enerji bölgede çok uzun bir süre
boyunca, ekinler toplanıp yeni tohumlar ekildikten sonra bile
kalmaktadır”
“Ekin çemberlerinin geçmişi 1670’lere kadar uzanmaktadır, fakat
bunların varlığına ilişkin kanıtlar ancak yakın zamanlarda elde
edilmeye başlamıştır. Kayıtlara geçen ilk ekin çemberi 1966 yılında,
İngiltere’nin Hertfordshire kasabası sakinleri tarafından bulunmuştur”

“1976
yılında, Langenburg’lü bir çiftçi olan Edwin Fuhr, tarlası üzerinde
uçan kubbe şeklinde araçlar görmüştür. O gece tarlayı araştıran Fuhr,
burada dört ekin çemberinin oluştuğunu farketmiştir. Bu olayı takip
eden üç gün boyunca UFO’lar gözlemlenmeye devam etmiş ve çemberlerin
sayısı yediye ulaşmıştır”
“Yapılan araştırmalarda çemberlerin içine giren köpekler
hastalanmış, turuncu ışıklar yayan cisimler görülmüş, esrarengiz sesler
duyulmuştur. Colin Andrews bu çemberlerin birinin içindeyken “statik
elektriğin hışırtılı sesini” duyduğunu söylemiştir.”
TAHIL ÇEMBERLERİ BİLİM DAİRESİ KURULUYOR

1983 yılında şu anda dünyanın en önde gelen ekin çemberleri
araştırmacılarından biri olan İngiliz mühendis Colin Andrews, Ekin
Çemberleri Araştırma örgütünü (CPR) kurdu. Andrews ve kafadarları, bu
oluşumlarla ilgili detaylı araştırmalar yaptılar, çiftçiler ve diğer
tanıklarla görüştüler, şekillerin çeşitli açılardan fotoğraflarını
çektiler ve elde ettikleri bulguları değerlendirdidir. 1973 yılından
1997 yılına kadar ortaya çıkan ekin çemberlerinin hemen hepsi CPR
arşivlerinde kayıtlıdır.
1990’lardan itibaren çemberlere adeta sanatçı parmağı değiyor ve
şekiller artık birer grafik tasarım harikasına dönüşüyordu. Bunların en
ses getiren örneği, 1994’te Stonehenge’in bir mil kadar güneyinde
ortaya çıkan oluşumdur.

Ekin
çemberlerinin en dikkat çekicisi, 17 Temmuz 1991’de İngiltere’de,
Barbury Kalesi yakınlarındaki bir buğday tarlasında ortaya çıktı. Bu
oluşumda, merkezi, dairesel bir alan düzleştirilmiş ve iki eşmerkezli
daire ile çevrelenmiştir. Bu dairelerin üstüne ikizkenar bir üçgen
yerleştirilmiştir; bu üçgenin her bir köşesinde farklı bir dairesel
model bulunmaktadır. Bunlardan biri basit bir çember, diğeri 6 kollu
bir fırıldak, sonuncusu ise ilginç bir spiral şeklindedir. Tüm oluşum
190 metre genişliğindedir.

Kimilerine
göre bu dört ayağı ile alana konmuş bir uçan dairenin bıraktığı izdi.
Bazı şekillerde ise uçan dairelerin gövdeleri üç ayaklı idi.

Bu durumda tek model bir uçan daireye değil, model model UFO çeşidi vardı(!)
Şüpheler bu yönde yoğunlaşınca ‘ufoloji’ uzmanları konuya balıklama
dalış yapıyorlardı. Bilimsel düşünceden taviz vermeyenler ise
şekillerin geceleri birkaç içinde ortaya çıkmış olmasından şüphelenmeye
devam ediyorlardı.
Ancak ufoloji uzmanlarına göre şekillerin büyüklüğü bir insanın bunu
birkaç saat içinde vücuda getirmesini imkansız kılıyordu. Resim
yazılarının çevresinde başka iz de yoktu. Zaten kim böyle bir şeyi,
neden yapmış olabilirdi ki?
***
... VE SIR PERDESİNİ ARALAYAN İTİRAF



1991
yılında Southamtonlu iki kafadar bütün bu krizin kendi muzipliklerinden
kaynaklandığını açıkladıklarında önce kimse olanlara inanmak istemedi.

Doug
Bower ve Dave Chorley, 15 yıldır tarlalara şekiller yaptıklarını itiraf
ediyorlardı. Rahat yaşam koşullarında mutlu bir evlilik hayatları olan,
ama çocuk sahibi olamadıkları için hayatlarını renklendirecek iki
kafadarın itirafları ilginçti. Ama her nedense en uyduruk dairenin
peşine muhabir ordusu takan basın onları görmeye yanaşmıyordu.

VE İŞTE GİZEMLİ TAHIL ÇEMBERLERİNİN MİMARLARI

1970’lerde
her zaman rutin olarak gittikleri The Percy Hobbes adlı birahanede
sıradanlaşan hayatlarına renk katmak ikili, bir gece dünyanın bayına
böyle bir çorap örmeye karar vermişlerdi. Okudukları bir UFO romanından
etkilenen iki kafadar, kendiliğinden oluştuğuna inandırıldıkları
şekiller çizerlerse insanların şaşırtıp eğlenebileceklerine karar
verdiler. Sanatkar ruh taşıyan ve özünde zanaatkar olan ihtiyarlar
hemen harekete geçtiler.








Başlangıçta işleri kolaydı. Bower’ın çerçeve dükkanının
arkasında bulunan ağır bir çelik çubuk vasıtasıyla buğday başaklarını
düzleştiriyorlardı. Sonraları tahta ve ip kullanmanın daha şaşırtıcı
sonuç doğurduğunu keşfettiler. Başlangıçta işleri sadece 5-10 dakika
sürüyordu. Ama işaretlerin ünü arttıkça ve dairelerin sırrıyla ilgili
tezler çoğaldıkça daha karmaşık şekiller için bu işe daha fazla zaman
ayırmaya mecbur kalıyorlardı.

MESAJIN DEVAMI AŞAĞIDADIR;

3 Geri: Bilimi Çaresiz Bırakan Çemberler.. Bir Çarş. Ağus. 19, 2009 10:11 am

can0war

avatar
Scholars Araştırma Ekibi
Scholars Araştırma Ekibi
BİLİM ADAMLARIYLA ALAY EDEN ÇEMBERLER
Bazı araştırmacılar ise, bilimsel metottan taviz vermiyor, meydanı
UFO bilimci, ‘ruhçu’ ve cincilere bırakmamak için akıl yürüterek
çemberlerin gizemini çözmeye çalışıyorlardı. Şekillerle ilgili
‘bilimsel temelli’ bir çok görüş öne sürüldü.
Kimileri ekin çemberlerinin oluşumunda anormal hava koşullarının
etkili olduğunu iddia etti, kimileri ise bu şekillerin belli bir alan
üzerinde yoğunlaşan alçak ses frekansları tarafından oluşturulmasının
mümkün olduğunu ileri sürdü.
Biraz bilimsel eğitime sahip olan meraklılar, tarlaları inceleyip,
hipotezler ortaya atarak, sadece bu konuya ayrılmış dergiler bile
çıkarttılar. Şekiller, ‘dikey burgaçlar’ adı verilen garip hortumların,
hatta daha da ilginç yapıdaki ‘halka burgaçların’ işi olabilirdi.

Japon
bilim adamları, olaya plazma fiziğinin yol açıp açmadığını
belirleyebilmek için laboratuar ortamında küçük ölçekli simülasyonlar
gerçekleştirmeyi bile ihmal etmediler.

Ancak,
her ne hikmetse bilimsel teoriler akılcı çözümler öne sürdükçe,
daireler de şekilsel değişiklikler gösteriyordu. Görünen oydu ki,
uzaylı, cin, iblis ya da her ne ise bu çemberlerin banileri bilimsel
araştırmaları sıkı takip ediyor ve bilim adamlarını madara etmeye
kararlı görünüyorlardı.
Yeni versiyon çemberler üzerinde meydana gelen değişiklikler,
meteorolojik ve elektriksel açıklamaların zorlama olduğu ortaya
çıkarıyor ve gizemini koruyan şekillerle ilgili efsaneler daha büyük
güç kazanarak, kulaktan kulağa yaygınlık kazanıyordu.
‘ALTERNATİF BİLİM’ EFSANELERİ

Bilim
adamlarının akıl ve mantıkla çözemediği bu oluşumlar, kendilerini
‘alternatif bilimciler’ olarak lanse eden, ‘cinci, falcı, ve uzaylı
bilimcilerin’ ekmeğine yağ sürüyordu.
Onlara göre, bu çemberler, “O kadar gelişmiş ve komplike tasarımlara
sahiplerdir ki, bu birdenbire beliren devasa ve kusursuz şekillerin
insan yapımı olabileceğini düşünmek imkansızdı. Bunun kanıtlanması
için, bu şekillerin bazıları kopya edilmeye çalışılmış, fakat küçük bir
daire bile düzgün yapılamamıştı.
Şekiller
zamanla daha da karmaşıklaşmış; DNA spiralini temsil eden şekillerden,
oldukça komplike matematiksel figürlere kadar uzanan bir çeşitlilik
göstermişti. Bu yüzden ekin çemberlerinin sahtekarlık ürünü olduğu
teorisi de bu şekillerin oluşumunu açıklamakta yetersiz kalmaktaydı. Bu
konuda en çok destek gören ve artık kabul edilmesi imkansız olan görüş;
bu şekillerin dünyamızı ziyaret eden insan dışı zeki varlıklar
tarafından yapıldığı görüşüydü ve insanlar buna iman etmeliydi. İnkarın
etmek inançsızlıktı...

Alternatif
bilimcilere göre, münkirler, UFO olaylarını örtbas etmeye çalışıyordu.
İstihbarat birimleri gerçeği halktan gizlemek için, kamuoyunu yanlış
yönlendiriyor ve bilgi kirliği oluşturuyordu. Tek amaçları bu
oluşumların insanlar tarafından sahtekarlık amaçlı yapıldıklarını kabul
ettirmekti....
Yani açıkça buyuruluyordu ki, ‘Ey ötekilere iman edenler, günün
birinde bu şekillerin insanlarca yapıldığı iddia edilebilir, aman
imanınızda o zaman bir sarsılma olmasın’

ÇEMBER UÇMAZ MÜRİT UÇURUR

Aşağıda
yer alan iddiaların hiç biri bilimsel olarak kanıtlanamadı ve polisiye
kayıtlarda yer almadı. Ama zaten bilim ‘gayba’ düşmandı ve gizli
istihbarat örgütleri de garip gerçekleri halktan gizlemeye
programlıydı. Dolayısıyla bu bilgiler polis katıtlarına yansımış olsa
bile silinmesi zordeğildi. Bu yüzden bilimin ve resmi makamların bu
olayları reddetmesi bile, aslında bu olayların gerçekliğinin temel
kanıtı idi (!). Bu kanıt göstermeye gerek duymama özgürlüğü nedeniyle
iddialar, kendisine rahat pazar buluyor ve günden güne inananı
artıyordu.(Bu taktiğin, bölgemizde cin çıkartan hoca ve ermiş(!)
kadınlarca, bilim ve din alimlerine karşı aynen kullanılıtor olması
da ayrıca dikkate değerdir
)
VE İŞTE ÇEMBERLERİN GİZLEDİĞİ SIRLAR!

“Çatal
çubuklarla su arayanlar dairelerde ‘orgon enerjisi’ buldular ve bunu
yapan varlıklar ile telepatik iletişim kurulabileceğini savundular”

“Ekin
çemberlerinin içine giren kişiler, buradayken ya da buradan çıktıktan
sonra farklı hisler duyduklarını bildirmişlerdir. Bu kişiler,
çemberlerin içindeyken aşırı baş dönmesi ve mide bulantısı
yaşadıklarını söylerler. Hatta bazıları bu deneyimin ayaklarını yerden
kestiğini söylemektedir. Yeni yüzyıl insanları, ekin çemberlerinin
içindeyken kendilerinde iyileştirici güçler hissettiklerini iddia
etmektedirler”
“Ekin çemberleri sadece insanları değil hayvanları da
etkilemektedir; yakın çiftliklerdeki büyükbaş hayvanlar çemberlerin
ortaya çıkmasından saatler önce hırçınlaşmaya ve sinirli hareketler
yapmaya başlamaktadırlar”
“Çemberler, aynı zamanda çevrelerindeki
elektronik aletlerin bozulmasına neden olmaktadırlar. Çemberlerin
üzerinde uçan uçakların içindeki elektronik donanımlar zaman zaman
arızalanmaktadır”
“Çemberler, ortaya çıktıkları alanı tümüyle etkilemektedir; bir
çemberin içindeki ve çevresindeki ekinlerin manyetik yapısı ve yaydığı
enerji değişmekte, ürünlerin kromozomları ciddi dönüşümlere
uğramaktadır”
“Manyetik alan değişimleri dolayısıyla bölgede pusulalar
çalışmamaktadır. Çemberlerin ortaya çıktığı gecenin sabahı araba
aküleri arızalanmakta, Geiger sayaçları bölgede oldukça yüksek
oranlarda radyasyon belirlemekte, voltmetreler yüksek seviyede enerji
oluşumu tespit etmektedirler. Bu enerji bölgede çok uzun bir süre
boyunca, ekinler toplanıp yeni tohumlar ekildikten sonra bile
kalmaktadır”
“Ekin çemberlerinin geçmişi 1670’lere kadar uzanmaktadır, fakat
bunların varlığına ilişkin kanıtlar ancak yakın zamanlarda elde
edilmeye başlamıştır. Kayıtlara geçen ilk ekin çemberi 1966 yılında,
İngiltere’nin Hertfordshire kasabası sakinleri tarafından bulunmuştur”

“1976
yılında, Langenburg’lü bir çiftçi olan Edwin Fuhr, tarlası üzerinde
uçan kubbe şeklinde araçlar görmüştür. O gece tarlayı araştıran Fuhr,
burada dört ekin çemberinin oluştuğunu farketmiştir. Bu olayı takip
eden üç gün boyunca UFO’lar gözlemlenmeye devam etmiş ve çemberlerin
sayısı yediye ulaşmıştır”
“Yapılan araştırmalarda çemberlerin içine giren köpekler
hastalanmış, turuncu ışıklar yayan cisimler görülmüş, esrarengiz sesler
duyulmuştur. Colin Andrews bu çemberlerin birinin içindeyken “statik
elektriğin hışırtılı sesini” duyduğunu söylemiştir.”
TAHIL ÇEMBERLERİ BİLİM DAİRESİ KURULUYOR

1983 yılında şu anda dünyanın en önde gelen ekin çemberleri
araştırmacılarından biri olan İngiliz mühendis Colin Andrews, Ekin
Çemberleri Araştırma örgütünü (CPR) kurdu. Andrews ve kafadarları, bu
oluşumlarla ilgili detaylı araştırmalar yaptılar, çiftçiler ve diğer
tanıklarla görüştüler, şekillerin çeşitli açılardan fotoğraflarını
çektiler ve elde ettikleri bulguları değerlendirdidir. 1973 yılından
1997 yılına kadar ortaya çıkan ekin çemberlerinin hemen hepsi CPR
arşivlerinde kayıtlıdır.
1990’lardan itibaren çemberlere adeta sanatçı parmağı değiyor ve
şekiller artık birer grafik tasarım harikasına dönüşüyordu. Bunların en
ses getiren örneği, 1994’te Stonehenge’in bir mil kadar güneyinde
ortaya çıkan oluşumdur.

Ekin
çemberlerinin en dikkat çekicisi, 17 Temmuz 1991’de İngiltere’de,
Barbury Kalesi yakınlarındaki bir buğday tarlasında ortaya çıktı. Bu
oluşumda, merkezi, dairesel bir alan düzleştirilmiş ve iki eşmerkezli
daire ile çevrelenmiştir. Bu dairelerin üstüne ikizkenar bir üçgen
yerleştirilmiştir; bu üçgenin her bir köşesinde farklı bir dairesel
model bulunmaktadır. Bunlardan biri basit bir çember, diğeri 6 kollu
bir fırıldak, sonuncusu ise ilginç bir spiral şeklindedir. Tüm oluşum
190 metre genişliğindedir.

Kimilerine
göre bu dört ayağı ile alana konmuş bir uçan dairenin bıraktığı izdi.
Bazı şekillerde ise uçan dairelerin gövdeleri üç ayaklı idi.

Bu durumda tek model bir uçan daireye değil, model model UFO çeşidi vardı(!)
Şüpheler bu yönde yoğunlaşınca ‘ufoloji’ uzmanları konuya balıklama
dalış yapıyorlardı. Bilimsel düşünceden taviz vermeyenler ise
şekillerin geceleri birkaç içinde ortaya çıkmış olmasından şüphelenmeye
devam ediyorlardı.
Ancak ufoloji uzmanlarına göre şekillerin büyüklüğü bir insanın bunu
birkaç saat içinde vücuda getirmesini imkansız kılıyordu. Resim
yazılarının çevresinde başka iz de yoktu. Zaten kim böyle bir şeyi,
neden yapmış olabilirdi ki?
***
MESAJIN DEVAMI AŞAĞIDADIR;

4 Geri: Bilimi Çaresiz Bırakan Çemberler.. Bir Çarş. Ağus. 19, 2009 10:11 am

can0war

avatar
Scholars Araştırma Ekibi
Scholars Araştırma Ekibi
... VE SIR PERDESİNİ ARALAYAN İTİRAF







1991

yılında Southamtonlu iki kafadar bütün bu krizin kendi muzipliklerinden

kaynaklandığını açıkladıklarında önce kimse olanlara inanmak istemedi.



Doug

Bower ve Dave Chorley, 15 yıldır tarlalara şekiller yaptıklarını itiraf

ediyorlardı. Rahat yaşam koşullarında mutlu bir evlilik hayatları olan,

ama çocuk sahibi olamadıkları için hayatlarını renklendirecek iki

kafadarın itirafları ilginçti. Ama her nedense en uyduruk dairenin

peşine muhabir ordusu takan basın onları görmeye yanaşmıyordu.



VE İŞTE GİZEMLİ TAHIL ÇEMBERLERİNİN MİMARLARI



1970’lerde

her zaman rutin olarak gittikleri The Percy Hobbes adlı birahanede

sıradanlaşan hayatlarına renk katmak ikili, bir gece dünyanın bayına

böyle bir çorap örmeye karar vermişlerdi. Okudukları bir UFO romanından

etkilenen iki kafadar, kendiliğinden oluştuğuna inandırıldıkları

şekiller çizerlerse insanların şaşırtıp eğlenebileceklerine karar

verdiler. Sanatkar ruh taşıyan ve özünde zanaatkar olan ihtiyarlar

hemen harekete geçtiler.

















Başlangıçta işleri kolaydı. Bower’ın çerçeve dükkanının

arkasında bulunan ağır bir çelik çubuk vasıtasıyla buğday başaklarını

düzleştiriyorlardı. Sonraları tahta ve ip kullanmanın daha şaşırtıcı

sonuç doğurduğunu keşfettiler. Başlangıçta işleri sadece 5-10 dakika

sürüyordu. Ama işaretlerin ünü arttıkça ve dairelerin sırrıyla ilgili

tezler çoğaldıkça daha karmaşık şekiller için bu işe daha fazla zaman

ayırmaya mecbur kalıyorlardı.



BASIN DAİRELERİ KEŞFETTİĞİNDE...


Aslında ilk çizdikleri şekiller pek de ilgi görmemiş ve UFO’cuların dikkatini çekmeyi başaramamıştı.



İkili

bunun üzerine iki ahbap çavuş, gizemli daireler yapma işini bir yana

atıp, duygusal yönden daha doyurucu bir kandırmacının planları üzerinde

çalışmaya bile başlamıştı. Ama tam o günlerde UFO’cular daireleri

keşfetti.



Sazanlar oltaya gelmişti.



Bu gelişme üzerine çember mimarları yaptıkları şekillere karmaşık ve sanatsal öğelerle zenginleştirmeye karar verdiler.



Yaşanan şaşkınlık, kopan fırtınalar, üretilen tezler onları müthiş eğlendiriyordu.



Özellikle

de bilim adamlarının ‘bilimsel izahları’ ve ‘insan zekasının üstündeki

geometri tezleri’ onları zevkten dört köşe ediyordu.



Gece

çıkacakları her geziyi dikkatle planlıyor, kimi kez önceden sulu boya

şablonlarla titiz planlar hazırlıyorlardı. Bu arada yapılan yorumları

dikkatli takip ediyor ve taktiklerini ona göre geliştiriyorlardı. Bir

meteoroloji uzmanı tüm tahılların saat yönünde bükülmüş olmasının bu

işi hortumların yaptığını ispatladığını ısrarla savunması üzerine,

şekillerin dış halkasını saat yönünün tersinde çizmeye başladılar.



İKİ KAFADARI DA ŞAŞIRTAN MEÇHUL ÇEMBERLER

Kısa

süre sonra muziplerin beklemediği bir gelişme oldu. Güney İngiltere

başta olmak üzere başka yörelerde de benzer şekiller ortaya çıkmaya

başlamıştı. Demek ki, taklitçi muzipler onların şöhretinden kendilerine

pay çıkarmak istiyorlardı.



Bunun üzerine iki kafadar tüm

dünyayı ayağa kaldıracak projelerini geliştirdiler ve tarlaya İngilizce

olarak ”yalnız değiliz” (we dont alone) yazısını kazıdılar. Etkisi

büyük oldu. Ama iki ahbap çavuş bu cümle ile bile insan aklının ne

kadar körleşebileceğini gözlerönüne seriyordu.



İlk önce hiç kimse “Yalnız değilsiniz” (you dont

alone) değil de “yalnız değiliz” yazıldığına bile dikkat etmemişti.

Sonrq bu fark edilince bunu da dünya dışı varlıkların kasıtlı yaptığı

ve evreni bir bütün olaraak algıladıkları ileri sürüldü.



Doug ve Dave eserlerine birleştirilmiş iki D ile imza

atıyor, UFO’cular bu imzanın da uzaylıların özel bir simgesel mesajı

olduğunda ısrar ediyordu.



ÇEMBER TİMİ ÇOĞALIYOR


Ama

ikilinin hesaba katmadığı bir gelişme oldu. Bower’ın geceleri ortadan

kaybolmasından şüphelenen eşi Ilene onlardan kuşkulanmaya başladı. Ve

gerçeği keşfetmekte de gecikmedi. Foyalarının ortaya çıkmasından korkan

ikili bu kez Ilene’yi de yanlarına aldılar.



Artık üç kişi

çalışıyorlardı. Bu ikilinin pek hoşuna giden bir durum değildi ama gece

yaptıkları şekillere gündüz hayran kalan İlene de artık ekibin bir

parçası olmuştu. Zaten ikilinin sırrını korumak için bu ortağa itiraz

etmeleri pek mümkün değildi..



VE YILLAR ONLARI DA YORDU...


Aradan

geçen yıllar ikiliyi yaşlandırdı. 60 yaşlarına geldiklerinde her ikisi

de sağlık açısından turp gibi olmalarına rağmen artık fiziki yorgunluk

duyuyorlardı. Gündüzleri burnundan soluyan tarla sahiplerine bir gün

yakalanacakları endişesi de onları artık korkutuyordu. Kabul etmek

lazımdı ki her ikisi de tarlalara komando tatbikatı düzenlemek için

artık çok yaşlı idiler. Zaten bu sırrı biraz daha gizledikleri takdirde

dünyanın kendilerine inanma olasılığı da kalmayacak gibiydi.



Ve

böylece itiraflarını hazırladılar. Gazetecileri çağırarak en karmaşık

şekilleri bile nasıl yaptıklarını tek tek gösterdiler. Bu konuda BBC

özel bir belgesel hazırladı.



Yaptıkları açıklamalardan sonra

hiçbir muzipliğin uzun yıllar sürmeyeceğini ispatladıklarını ve uzaylı

masallarının artık biteceğini umuyorlardı. Ama hiç de umdukları gibi

olmadı.



MEDYA ÜÇ MAYMUNU OYNAMAYI TERCİH ETTİ



Yapılan

şekillerin (olmayan) gizemlerini abartarak, günlerce,

sayfalarca yayaınlayan basın yayın organları; gerçeği gün ışığına

çıkartan habere küçük bir yer ayırmakla yetiniyor ve bilahare de bu

gerçeği unutturmak için gayret sarf ediyorlardı.



Hemen bu ikiliyi sahtekar ilan eden çember

gizemcilerinin ilk savuması, "Tamam, belki bazı çemberleri gerçekten

onlar yaptı diyelim. Çok sayıda ve üstelik iki insan için oldukça

karmaşık şekiller var. Bu şekiller insan beynini aşan imgeler. Onları

kim yaptı?" oldu.



Tabi ki bu savumaya basın yayın organlarında ayrılan yerin asıl ittiraflardan daha hacimli olduğunu tahmin etmek zor değil....



VE DİĞER İTİRAFLAR...







Ama oyunları ortaya çıktığı halde ısrarla gerçeği

yalanlayanlara inat, dünyanın dört bir yanındaki çember timleri tek tek

ortaya çıkarak bu çılgınlığa katkıda bulunarak eğlenip, turistik kazanç

sağladıklarını itiraf ettiler. İngitere ve Macarisrtandaki ekipler ilk

çemberlerin uyandırdığı heyecan üzerine bu işe kalkışmaya karar

verdiklerini söylediler. Ama onların itirafları da gizem iddiacılarının

seslerini kısmaya yetmedi. Zaten basın da yalanın gerçekten çok satması

karşısında neyi ne kadar vereceğiniiyi hesap ederek, efsanenin hep

canlı kalmasına çanak tuttu.



Michael

Hutchinson Tuhaf inanışlar üzerine kitap yazan ve UK Sceptics

organisation’ın (İngiliz Şüpheciler örgütü) bir yazarı olarak bu konuda

ileri sürülen tezlerin hepsini değerlendirdiklerin ancak bunların

içinde çemberlerin insan yapımı olduğunu öne sürenlerin dışında hiç

birisinin elle tutulur bir delil, kanıt ya da ihtimal ortaya

koyamadığını itiraf ediyor.



İngiltere’de oluşturulan tahıl çemberleri araştırma

komitesinin sitesinde tahıl çemberi oluşturan ekiplerin bu şekilleri

nasıl vücuda getirdiklerini izah ederken en karmaşık görünen şekillerin

bile krokilere, indirgenebileceğini gösteriyor.



1998

yılında BBC Ülke Dosyaları (Country File) adlı programında Doug

Bower’ın iddialarının doğrulanıp doğrulanamayacağını gösteren bir

program çekti. Lindsey Morris, bir tahıl çemberi oluşturma timi kurdu.

Programda iki saat içinde, insanlar yapamaz denilen bir çember

yapılabildi. Ama bu gösteri de çemberlerin gizemine inananlara göre

tamamen aldatmaca ve göz boyamadan ibaretti ve akıl dışılığı

savunanları tatmin etmedi.





1999

yılında aynı bölgede birkaç tahıl dairesi daha ortaya çıksa da bular

pek ilgi görmedi. Çiftçiler ve yöre esnafı dairelerin artık ortaya

çıkmamasından büyük üzüntü duysalar da çemberler bu yıldan sonra hiç

görünmediler. 1999 yılı Mayıs ayında BBC’de konuyla ilgili olarak

yapılan bir haberde Ulusal Çiftçiler Birliği Sözcüsü Tom Bewley’nin

söyledikleri bu konuda hayli dikkat çekici. Bewley, çemberler konusunun

çiftçiler için çok zararlı bir problem olduğunu, ekinlerin bu çemberden

hayli zarar görmesini yanı sıra, görmeye gelen turistlerinde tarlalara

zarar verdiğini savunuyordu. Yani çemberler efsanesi artı kasabanın

karnını doyurmuyor ve sermayeden de zarar ettiriyordu. Ama çemberlerin

bölgeye bir şöhret ve hareketlilik getirmesi de inkar edilmez bir gurur

olarak itiraf ediliyor...



PROFESYONEL ÇEMBER TİMLERİ













Hele de dünyanın uydudan karış karış izlenebildiği

günümüzde çember yapımcılarının (özel gösteri ve şiparişler yapan

profesyoller hariç), artık her kimseler çember yapmaktan tamamen

vazgeçmiş olmaları dikkat çekici.



Günümüzde artık bir gecede aniden ortaya çıkan tahıl

çemberleri yok. Ama çok daha karmaşık ve şaşırtıcı geometrik şekiller

içeren çemberler çizen özel ekipler varç. Siparişler üzerine hassas

hesaplarla hemen her şekli tarlalara makul ücretlet karşılığında

çizdirmek mümkün. Bu profesyonel ekiplerle çalışan şirketler de hayli

fazla... (Günümüzdeki ekipler, geçmişte çember yapanlar ve çember yapım

teknikleri hakkında ayrıntılı bilgileri, bu çemberlere kafa yoranların

oluşturduğu http://www.circlemakers.org/ adresinden edinebilirsiniz)



Buna

rağmen çemberlerin gizemini savunanların varlığı sürüyor. İnatla

bilinmeyen ve ispat edilemeyen tezleri savunuyor ve insanların bu

daireleri yapmadıklarında diretiyorlar..



GERÇEK NEDEN PEK ÖNEMSENMEDİ?



Tahıl

bilimcilerin bu konudaki kulis baskılarını göz ardı etmemek gerekiyor.

Onlara göre, insanların mucizevi olaylar düşleme keyfi ellerinden

alınmamalıydı. Bu konuda basın zaten müthiş gerçeği bir kez ortaya atıp

tiraj kazanmaktansa, her zaman hatırlı tiraj sağlayan, çok satan ve

servet kazandıran efsaneleri yaşatmayı çıkarlarına uygun görmüştü.



O

gün bugündür bazı muzipler, tarlalara öncülerinin yaptığı estetik

inceliklerden çok geri şekillerle UFO bilimcilerin dikkatini çekmeye

devam ediyor. Gizemli dairelerin mucitlerinin adı ise unutturulmaya

çalışılıyor.



İBLİS ÇOK SATIYOR AMA GERÇEĞE DÖNÜP BAKAN YOK


Carl

Sagan ve Jim Schnabel gibi gerçek avcılarının, onların isimlerini

yaşatıp, gizemcilerin maskelerini düşürme çabaları ise beklenilen

ilgili görmüyor. Uydurma tezlerin yok sattığı ülkelerde bile dairelerin

sırrını ortaya çıkartan Round in Circles (Dairelerin izinde) adlı kitap

bile istenilen ilgiyi görmedi. Schnabel’in Penguen kitaplar’dan

(Penguin books) yayınlanan kitabı bir eleştirmen tarafından ‘yıllardır

okuduğum en komik kitap’ olarak niteleniyordu.



Carl Sagan’ın deyimi ile tam anlamıyla ‘İblisler çok satarken, işe karışan itirafçı muziplerin varlığı kimsenin hoşuna gitmiyor’



Aslında bu gerçeğin kabul edilmemesinin ardında kibirin

de rolü çok büyük. O kadar karizmatik söylem, o kadar esrarengiz iddia,

o kadar iddialı meydan okumadan sonra bu kadar basit bir çözümü kabul

etmek insanoğlunun gururu için o kadar kolay değil. Ama hayatta her

zaman böyle değilmidir, O kadar karmaşık görünen, o kadar çok büyütülen

pek çok sorunun aslında basit bir açıklaması yok mudur?



İnanmıyorsanız siz de sanalda bir gezinti yapın. Bu

konuda gerçeğe yer veren İnternet sitesi iki düzineyi bile bulmuyor.

Efsaneleri konu alan siteler yüzlerce... Türkçe yayın yapan birkaç

gizemci sitede de efsaneler bilime meydan okuyor. Yahoo ve Google’da

kayıtlı tek bir Türkçe sitede bu gerçek henüz yok...

TAHIL ÇEMBERİ ÇİZEN UZAYLILAR NEREDELER?





Günümüzde artık bir gecede ortaya çıkan gizemli çemberler yok.

Özellikle radar ve uydudan izleme sonrasında bu çemberlerin birden bire

ortadan kalkması pek de şaşırtıcı değil.

Ama bu, dünyayı parmağında oynatan, fizik kurallarına müdahale

edebilen uzaylılar, periler yok anlamına anlamına gelmiyor. Bir türlü

bilimsel gerçeklere teslim olmamaya koşullanmış beyinlere sorarsanız,

bu onların ne kadar zeki olduklarının bir delili bile

sayılabilir. Keşfedildiklerini anlayınca kamufle olup, taktik

değiştirerek kendilerini gizlemek ismekte oldukları savunulmaktadır?

'İyi ama bu mahluklar varsa ve keşfedilmek istenmiyorlarsa, ne diye

geride bu kadar çok iz bırakıyorlar?' diye sormak gerekiyor değil mi?

Korkmayın, bunun da cevabı hazırdır: "Henüz insanlar onları doğru

kavrayacak zeka seviyesine ulaşamamıştır. Onlar sabırla insanların o

bilinç seviyesine ulaşmasını beklemektedirler.."

5 Geri: Bilimi Çaresiz Bırakan Çemberler.. Bir Cuma Ağus. 21, 2009 11:42 am

TueLonce

avatar
Scholars Araştırma Ekibi
Scholars Araştırma Ekibi
Paylaşım için teşekkürler

6 Geri: Bilimi Çaresiz Bırakan Çemberler.. Bir Perş. Eyl. 10, 2009 12:49 am

Warrior39

avatar
Scholars Araştırma Ekibi
Scholars Araştırma Ekibi
Bu haber gibi bir haber görmüştüm artık insanların içine çok korku saldılar geceliyin kim ışık görse UFO sanıyor evet varlar bizide ziyaret ediyorlar ama bu kadar sık gelmeleri mantıklı değil onlara inanıyorum ve dünyaya geldiklerinide biliyorum.Fakat onların adıyla ün ve şöhret sahibi olmaya çalışanları kınıyorum...

Sponsored content


Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz